Okumak
- Yıldırım Abdullah Dönmez
- 4 gün önce
- 3 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 2 gün önce
Okumak, insanın hayal gücünü besler, bilgisini derinleştirir, muhakeme yetisini keskinleştirir, düşünme arzusunu kamçılar, kelime hazinesini zenginleştirir, kendini daha iyi ifade etmesini sağlar, olayları ve durumları daha geniş bir perspektiften değerlendirmesine yardımcı olur.
Kur’an-ı Kerim’in ilk emri “Oku”dur. Ne var ki insanlar okumaktan uzaklaştıkça hakikatin ışığı da yeterince ulaşmıyor. Günümüzde İslamiyet’in yeterince doğru anlaşılmaması, Müslüman toplumların arzu edilen huzur iklimine kavuşamaması ve birlik olamaması belki de en çok bu yüzden. Oysaki insanlar Kur’an-ı Kerim’i anlayarak okuma gayretine girse ve onun mesajlarını rehber edinse çok şey değişebilir. Çünkü Kur’an insanları ilim ile birlik-beraberliğe çağırır.
“Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin.” (Âl-i İmran, 103) “Allah, azabı akıllarını (güzelce) kullanmayanlara verir. (Yunus, 100) gibi nice ayetler varken ayrışıp birbirine karşı cepheler oluşturmak ve ilimden uzaklaşmak okuyup bilinçlenmemenin bir sonucudur.
Okumak bazen Rabbimizin, bazen de çok uzaklar diyarlardaki ve hatta başka alemlerdeki insanların sözlerine kulak vermektir. Bir kitabın sayfalarındayken insan kendi dar çevresinden sıyrılıp düşünce, bilgi ve hayal dünyasını zenginleştirebilir. Okuyan bir insan hiç gitmediği toprakların ruhunu hissedebilir, başka hayatlara tanıklık etmenin hazzını yaşar. Mesela Yaşar Kemal’in romanlarını okuyan bir kişi Çukurova’nın sarı sıcak güneşini teninde duyabilir, Torosların esintisini ruhunda hissedebilir.
Kelime hazinemiz düşünce dünyamızın sınırlarını çizer. Bunu desteklemenin en etkili yolu da okumaktır.
Okudukça başka hayatlara tanıklık eden insan daha çok sorgulamaya ve anlamaya başlar. Kendisinden farklı olanlara da yabancı gibi değil içtenlikle yaklaşır. Yargılamadan anlamayı öğrenir. Okumak insanı daha insancıl yapar. Cemi Meriç’in şu sözü oldukça anlamlıdır:
“Kitap zekâyı kibarlaştırır.”
Okumak insanın ruhuna zarafet katar. Çünkü bazı metinler, bazı şiirler, içlerinde taşıdıkları nezaketle insanı incelikle yoğurur. Mesela Aşık Veysel’in “Kara Toprak” şiirinde geçen şu ifadeler insanın toprağa bir başka bakmasını sağlayabilir:
Karnın yardım kazmayınan belinen
Yüzün yırttım tırnağınan elinen
Yine beni karşıladı gülünen
Benim sâdık yârim kara topraktır
Bazen okuduğumuz bir kitabın bize pek bir şey katmadığını, hatta zaman içinde okuduğumuz bazı kitaplara dair bir şey hatırlamadığımızı söyleriz. Oysaki okumak bir süreçtir. Toprağa atılan tohumlar gibi başta fark edilmez. Zaman içinde verimli olduğunu belli eder. Hayat gibi bazen iyi bazen kötü ama iyi niyetle gidilen yolda sonuç olarak kıymetli. Bazı kitaplar bilinçlenmemize, kelime dağarcığımıza daha az katkı sağlar, bazıları daha fazla ama sonuç olarak hepsine bir bütün olarak baktığımızda bizi daha iyi bir yere taşır.
Okuma eyleminin amacına ulaşması ve verimli olması için okuyacaklarımızı doğru seçmeliyiz. Fikir, duygu ve hayal dünyamıza bir derinlik ve incelik katarak fayda sağlayan, farkındalıklarımızı arttıran, sözcük dağarcığımızı geliştiren, vizyonumuzu geliştiren eserlere öncelik vermek yerinde olacaktır.
Kitaplar, insana yeni pencereler açar, farkındalığını artırır ve hayatına daha bilinçli yön vermesine yardımcı olur. Ancak bu dönüşüm, yalnızca öğrenmeye açık ve hevesli bir zihinle mümkündür. Çünkü öğrenmenin temeli öğrenmeyi istemektir. İstemek sevgiyi, sevgi de emeği gerektirir.
Üstünkörü okuyup tavsiyelerini göz ardı ettiğimiz bir kitabın bize fayda sağlamasını bekleyemeyiz. Bir düşünceyi içselleştirmek onu sadece bilmekle değil, hayatımızın bir parçası haline getirmekle mümkündür. Bunun için ısrarcı olmalı, onu bir alışkanlığa dönüştürmeliyiz.
Her kitap, her insanda aynı etkiyi uyandırmaz. İnsan, sorguladıkça, aradıkça, yanlış giden bir şeyin farkına vardıkça değişimine rehberlik edecek kitaplarla karşılaşır. Dahası aynı kitap farklı yaş ve zaman dilimlerinde insana bambaşka anlamlar sunabilir. Bu yüzden değerli bulduğumuz kitapları yeniden okumak bir tekrar değil, aksine daha önce gözden kaçırdığımız bir ışığa kapı aralamaktır.
Okumak insanı düşünmeye ve sorgulamaya yönlendirir. Bu yönde güç kazanan bir kişi zihninin kontrolünü eline alır, diğer türlüsü dışarıdan gelebilecek uyarıcıların zihnini kontrol etmesine daha açıktır.
Çocukların zekâ gelişimi ile ilgili yapılan çalışmalar özellikle 0-6 yaş arasında kendisine bolca kitap okunan, kendisiyle diyalog kurulan ve kelime hazinesi geliştirilen çocukların akranlarına kıyasla bilişsel ve sosyal açıdan çok daha avantajlı olduğunu göstermiştir. Ayrıca yapılan bilimsel çalışmalarda okumanın nörolojik hastalıkların oluşumunu önleme, hafıza gücü, zekâ, okul performansı, problem çözme, matematik, stresi azaltma ve mutluluk açısından destekleyici olduğu tespit edilmiştir.
2018’de yapılan bir araştırmada, 8-12 yaş aralığındaki çocukların beyin aktiviteleri incelendi. Sonuçlar gösteriyor ki kitap okuyan çocukların beyin bölgelerindeki kan akışı, ekran başında vakit geçirenlere kıyasla çok daha düzenli. Kitap okudukça beyin daha fazla bağlantı kuruyor ve öğrenme kapasitesi artıyor. Ekran süresi arttıkça ise dikkat toplama ve öğrenme becerileri zayıflıyor.
Bilgiye ulaşmanın artık birkaç tuş kadar yakın olduğu bir çağda yaşıyoruz. Kütüphanelerde sayfalar karıştırmak nostaljik bir anıya dönüşmüş olabilir. Artık bilmekten çok bilgiyi doğru yorumlayabilmek, muhakeme yetisini güçlendirebilmek, eldeki bilgiyi en doğru şekilde kullanabilmek önem kazanıyor ve tüm bunların anahtarı yine okumakta saklı.
Çocuklarına iyi bir gelecek sunmak isteyen ebeveynler onlara kitap sevgisini aşılamalı. Bunun en etkili yolu ise nasihat değil, örnek olmaktır. Anne-babasının elinde kitap gören çocuk okumaya daha çok meyledecektir.
Yıldırım Abdullah Dönmez



Yorumlar